Çocuğuna evde İngilizce öğretmek isteyen birçok ebeveyn aynı soruyla karşılaşır: Ders havasına girmeden, çocuğu sıkmadan ve özel bir malzeme almadan bunu nasıl yapabilirim? Cevabın büyük kısmı aslında çocukların zaten sevdiği oyunlarda saklıdır. Saklambaç ve eşleştirme bunların başında gelir. İkisi de herkesin bildiği, kuralı kısa, malzemesi evde bulunan oyunlardır. Üstelik ikisi de İngilizce kelimeleri doğal bir tekrar döngüsüne yerleştirmeye uygundur.
Bu yazıda bu iki oyunun evde nasıl İngilizceye uyarlanabileceğini, neden işe yaradığını ve oyunun keyfini bozmadan nelere dikkat edilebileceğini anlatıyoruz. Amaç çocuğun kelimeleri ezberlemesi değil, kelimelerle oyun içinde tanışması ve onlara günler boyunca tekrar tekrar dönebilmesidir.
Önce küçük bir kelime havuzu
Küçük çocuklarda çalışma belleğinin kapasitesi sınırlıdır ve yaşla birlikte yavaş yavaş büyür. Gathercole ve arkadaşlarının 2004 tarihli çalışması, çocukların bir seferde tutabildiği yeni bilgi miktarının az olduğunu gösteriyor. Bunun oyun tasarımına yansıması basittir: Bir oyuna üç ya da dört kelimeyle başlamak, on kelimeyle başlamaktan çoğu zaman daha rahat bir deneyim sunar. Kelime sayısı az olunca çocuk hata yapma kaygısı taşımadan oyunun tadını çıkarır.
Kelimeleri seçerken çocuğun gününde zaten yer alan şeylere bakmak işe yarar. Evdeki nesneler, sevdiği hayvanlar, renkler ya da yemek saatlerinde karşılaştığı şeyler iyi bir başlangıç havuzu oluşturur. Kelime çocuğun dünyasında somut bir karşılığa sahipse, oyun içinde ona dokunmak, göstermek ve aramak kolaylaşır.
İngilizce saklambaç nasıl oynanır
Klasik saklambaçta sayan kişi gözlerini kapatır, diğerleri saklanır. İngilizce uyarlamada sayma kısmı kelimeye dönüşebilir. Sayan kişi gözlerini kapatır ve sakin bir sesle İngilizce sayar: one, two, three. Saklanma bölümünde ise nesneler de devreye girer. Küçük oyuncaklar ya da resimli kartlar odalara gizlenir, aranan kişi ya da nesne bulunduğunda İngilizce adı birlikte söylenir. Bulunan şeyin adını söylemek, oyunun doğal ödülüdür.
- Sayan kişi gözlerini kapatıp one, two, three diye sayar; çocuk bu sayıları zamanla kendisi yüksek sesle söyler.
- Evdeki iki ya da üç nesne (ball, book, cup) saklanır; bulan kişi nesneyi bulduğunda adını söyler.
- Bulunan her nesne için küçük bir kutlama yapılır; doğru ya da yanlış söylenip söylenmediği bir sınav gibi değerlendirilmez.
- Çocuk yanlış telaffuz ederse düzeltmek yerine doğru hali oyunun akışı içinde ev sahibi bir cümleyle tekrar edilir: Yes, a ball!
- Roller dönüşümlü olur; bir tur çocuk saklar, ebeveyn arar ve ebeveyn de İngilizce adını söyler.
Bu oyunda hareket işin içinde olduğu için çocuk zaten oyunun ritmine bedeniyle katılır. Kelimenin bir yer, bir nesne ve bir heyecan anıyla bağlanması, onu salt dinlemekten farklı bir biçimde akılda tutar. Üstelik oyun süresi çocuğun ilgisine göre kısalıp uzayabilir; beş dakikalık bir tur da oyunun tamamı sayılabilir.
Eşleştirme oyunuyla hatırlamayı eğlenceye çevirmek
Eşleştirme oyunu, hafıza oyunlarının en bilinenidir. Kart ya da küçük kâğıt parçalarından oluşan bir deste hazırlanır. Her kelimenin iki kartı vardır: biri resim, diğeri kelimenin kendisi ya da iki aynı resim. Kartlar ters çevrilir, sırayla iki kart açılır; eşleşirse çocuk kelimeyi İngilizce söyler ve kartları alır. Eşleşmezse kartlar tekrar kapatılır ve sıra diğer oyuncuya geçer.
Bu oyunun öğrenmedeki gücü, hatırlamaya çalışmakla ilgilidir. Roediger ve Karpicke'nin 2006 tarihli çalışması, bir bilgiyi yeniden okumaya göre onu hatırlamaya çalışmanın kalıcılığı artırdığını gösteriyor. Eşleştirme oyununda çocuk, kartın yerini ve karttaki kelimeyi zihninde canlandırmaya çalışır; bu, oyunun içine yerleşmiş doğal bir hatırlama alıştırmasıdır. Çocuk bunu bir ödev gibi değil, bir bulmaca gibi deneyimler.
İki oyunu yan yana koymak
| Özellik | Saklambaç | Eşleştirme |
|---|---|---|
| Hareket | Çok; oda oda dolaşılır | Az; masa başında oynanır |
| Malzeme | Evdeki nesneler ya da kartlar | Kağıt, kalem ya da hazır kartlar |
| Kelime sayısı | Üç ya da dört nesne yeter | Dört ile sekiz kart arası |
| İyi geldiği an | Enerjinin yüksek olduğu zamanlar | Sakin, toparlanma saatleri |
| Hatırlama biçimi | Yer ve nesneyle bağlantı kurar | Kart konumunu zihinde tutar |
İki oyunun birbirini tamamlayan yönleri var. Enerjisi yüksek bir çocuk için saklambaç, akşamüstü yorgunluğunda ise eşleştirme daha rahat gelebilir. Aynı kelimeler iki oyunda da dolaşırsa, çocuk onlarla farklı bağlamlarda karşılaşmış olur.
Tekrarı günlere yaymak
Aynı kelimeleri tek bir uzun oturumda çalışmak yerine kısa aralıklarla günlere yaymak, hatırlamada daha iyi sonuç verebilir. Cepeda ve arkadaşlarının 2006 tarihli derlemesi, aralıklı tekrarın aynı süreyi tek seferde yığmaya göre hatırlamayı artırdığını ortaya koyuyor. Vlach ve Sandhofer'in 2012 tarihli çalışması ise bu etkinin okul öncesi çocuklarda da görüldüğünü belirtiyor. Bunun evdeki karşılığı şöyle olabilir: Pazartesi saklambaçta kullanılan üç kelime, çarşamba eşleştirme oyununda yeniden karşımıza çıkar; cuma yeni bir kelimeyle birlikte tekrar oynanır.
Bu yaklaşım ebeveyne de rahatlık sağlar. Hiçbir günün uzun ve yorucu olması gerekmez; on dakikalık kısa bir oyun yeterli bir dokunuştur. Birkaç gün boyunca aynı kelimelere dönülmesi, çocuğa kelimelerin kendisine ait olduğu hissini verir.
Oyunu baskıya dönüştürmemek
Ödül ve baskı odaklı yaklaşımların çocuğun kendi içinden gelen merakını zayıflatabildiği biliniyor. Deci, Koestner ve Ryan'ın 1999 tarihli derlemesi, dışsal ödüllerin içsel motivasyonu azaltabildiğini gösteriyor. Evde oynanan oyunlarda bu, puan tablosu, sınav havası ya da yanlış söyleyince oluşan gerginlikten uzak durmak anlamına gelir. Oyunun asıl ödülü, saklambaçta bulunmanın ya da eşleştirmede doğru kartı açmanın verdiği sevinçtir.
- Yanlış söylenen kelimeyi düzeltmek yerine doğrusunu doğal bir cümlede tekrar etmek oyunun akışını bozmaz.
- Çocuk oyunu bırakmak istediğinde bırakabilir; ertesi gün oyuna yeniden davet kapısı açık kalır.
- Kelime sayısı, çocuğun o günkü keyfine göre azalıp artabilir.
- Ebeveynin de bazen yanılması, oyunu bir sınav olmaktan çıkarıp ortak bir keşfe dönüştürür.
Türkiye'de okulda İngilizce 2. sınıfta başlıyor ve MEB'in programı iletişim odaklı, düzeltmeyen bir yaklaşımı benimsiyor. Evdeki oyunlar da bu çizgiyle uyumlu ilerleyebilir: Çocuk söylemeye çalıştığı için değil, söylemek hoşuna gittiği için konuşur. Erken başlamanın ikinci dil dilbilgisinde anadile yakın yetkinlik olasılığını artırdığına dair bulgular var (Hartshorne ve arkadaşları, 2018); bu, geç başlayanın öğrenemeyeceği anlamına gelmez. Dolayısıyla evdeki oyunların amacı bir yarışı kazandırmak değil, çocuğun İngilizceyle tanışmasını rahat ve sıcak kılmaktır.
Ekran ve oyun dengesi
Saklambaç ve eşleştirme gibi oyunların güzel yanlarından biri, ekran gerektirmemesidir. Dünya Sağlık Örgütü, beş yaş altı çocuklar için ekran süresine dair öneriler yayımlamıştır; Amerikan Pediatri Akademisi ise küçük çocuklarda ekran kullanımında birlikte izlemenin önemine dikkat çekiyor. Evdeki oyunlar bu bağlamda doğal bir denge noktası oluşturabilir. Ekranlı etkinlikler günün bir parçası olarak kalırken, İngilizceyle temasın bir kısmı oyuncaklar, kartlar ve odalar arasında sürer.
Sık sorulan sorular
Çocuğum hiç İngilizce bilmiyor, bu oyunlar yine de uygun mu?
Evet, uygun. İki oyun da üç ya da dört kelimeyle başlatılabilir ve bilmeyen kelime oyunun içinde, nesneye bakılarak tanıtılır. Önceden bir bilgi gerekmez; kelimelerle ilk karşılaşma da oyunun parçasıdır.
Bir oyun kaç dakika sürmeli?
Süre için tek bir doğru yok. Küçük çocuklarda beş ila on dakikalık turlar çoğu zaman yeterli olur. Çocuk ilgisini kaybettiğinde oyunu bitirmek, bir sonraki günün oyununa merakı canlı tutar.
Çocuğum yanlış söylerse düzeltmem gerekir mi?
Doğrudan düzeltmek zorunda değilsiniz. Doğru söyleyişi, oyunun akışı içinde doğal bir cümleyle tekrar etmek çocuğu utandırmaz. MEB programının da düzeltmeyen, iletişim odaklı bir yaklaşımı benimsediği belirtiliyor.