İngilizce renkler ve sayılar, çocuklarla İngilizceye başlarken sık seçilen ilk konulardır. Nedeni basit: renkler ve sayılar çocuğun zaten her gün gördüğü, dokunduğu ve saydığı şeylerdir. Kelimeyi yeni bir dünyaya değil, bildiği dünyaya bağlamak mümkün olur. Bu yazıda, renk ve sayı kelimelerini ders havasına sokmadan, günlük hayatın içindeki küçük oyunlarla nasıl tanıtabileceğinize dair düşünceleri bulacaksınız.
Burada amaç hızlı ilerlemek ya da çocuğu ölçmek değil. Dil öğrenimi, özellikle 4-11 yaş aralığında, merak ve tekrarın birlikte işlediği uzun bir yolculuk. Renk ve sayı oyunları bu yolculuğun yumuşak bir başlangıcı olabilir.
Neden renkler ve sayılar iyi bir başlangıç noktası
Renkler ve sayılar somut kelimelerdir. Kırmızı bir elmayı göstermek ya da üç oyuncağı parmakla saymak, kelimenin anlamını çevirmeye gerek bırakmadan görünür kılar. Çocuk, kelimeyi bir nesneyle eşleştirdiğinde anlamı kendi başına kurar. Bu, soyut bir kelime listesini ezberlemekten farklı ve çoğu zaman daha rahat bir deneyimdir.
Bir diğer neden, bu kelimelerin evde, sokakta ve okulda sürekli karşımıza çıkması. Her gün onlarca kez renk adı söylenebilecek ya da bir şey sayılabilecek durum yaşanır. Böylece ek bir zaman ayırmak gerekmez; zaten yaşanan anlar dil için bir zemine dönüşür.
Türkiye'de okulda İngilizce 2. sınıfta başlıyor ve MEB'in programı iletişim odaklı, çocuğu sürekli düzeltmeyen bir yaklaşımı benimsiyor. Okul öncesinde ya da okulun ilk yıllarında evde yapılan renk ve sayı oyunları, bu yaklaşımla uyumlu bir hazırlık sayılabilir: amaç doğru cevabı yakalamak değil, kelimelere aşinalık kazanmak.
Günlük hayatta renk oyunu: küçük fikirler
Renk oyunu için özel bir malzeme gerekmez. Günün içinde zaten sürekli karşılaşılan şeyler yeterlidir. Önemli olan, oyunun kısa, hafif ve çocuğun ilgisini izleyen bir akışta olması. Çocuk sıkıldığında bırakmak ve başka bir gün tekrar denemek her zaman mümkün.
- Kahvaltıda renk avı: tabaktaki yiyeceklerin renklerini İngilizce söylemek, örneğin red tomato, yellow cheese.
- Giysi seçerken: bugün blue t-shirt mü, green t-shirt mü diye iki seçenek sunmak.
- Yürüyüşte: karşıdan gelen arabanın, yerdeki yaprağın ya da bir çiçeğin rengini söylemek.
- Çamaşır katlarken: çoraplardan renk çiftleri bulmak, red socks, white socks gibi.
- Oyuncak toplarken: önce yalnız mavi olanları, sonra yalnız kırmızı olanları toplamak.
- Çizim yaparken: elindeki kalemin rengini söyleyip çocuğun da aynısını söylemesini beklemeden kendi kalemini seçmesine izin vermek.
Bu fikirlerin ortak yanı, çocuğun cevap vermek zorunda olmaması. Siz kelimeyi söylersiniz, çocuk isterse tekrar eder, isterse sadece dinler. Dinleme de öğrenmenin bir parçasıdır; bir kelimeyi kullanmadan önce çok kez duymak çoğu çocuk için doğal bir sıradır.
Sayıları günlük akışa katmak
Sayılar renklerden biraz farklı çalışır, çünkü sıra ve miktar kavramı da içerir. Yine de aynı mantık geçerli: sayılabilecek her şey bir oyun malzemesidir. Merdiven basamakları, sofradaki kaşıklar, parktaki salıncaklar, kapıdan geçen insanlar. Sayma işini yüksek sesle ve ritimle yapmak, kelimelerin kulağa yerleşmesine yardımcı olabilir.
Küçük çocuklarda çalışma belleğinin sınırlı olduğu, yaşla birlikte büyüdüğü bilinen bir bulgudur (Gathercole ve ark., 2004). Bu nedenle bir seferde çok sayıda yeni kelime vermek yerine, az sayıda kelimeyle yetinmek mantıklı görünüyor. Örneğin bir hafta boyunca yalnız one, two, three ile oynamak ve sonra yavaşça four, five eklemek, çocuğun yükünü hafif tutar.
Aralıklı tekrar: kısa ama sık
Aynı kelimeleri bir günde yirmi kez tekrar etmek yerine, günlere yayılmış kısa tekrarların hatırlamada daha iyi sonuç verdiği gösterilmiştir (Cepeda ve ark., 2006). Üstelik aralıklı öğrenmenin yalnız büyüklerde değil, okul öncesi çocuklarda da işe yaradığı bildirilmiştir (Vlach ve Sandhofer, 2012). Renk ve sayı oyunları bu yaklaşıma doğal olarak uyar, çünkü zaten günün farklı anlarına yayılabilirler.
Pratikte bu, sabah kahvaltıda iki renk, akşam yemeğinde üç sayı gibi küçük dokunuşlar anlamına gelir. Her gün aynı yoğunlukta olması da gerekmez; bazı günler hiç yapılmayabilir. Önemli olan, kelimelerin zaman içinde farklı bağlamlarda yeniden karşısına çıkması.
Sormak, düzeltmek değil: hatırlamaya davet
Yeniden okumak ya da yeniden dinlemek yerine, bilgiyi hatırlamaya çalışmanın kalıcılığı artırdığı gösterilmiştir (Roediger ve Karpicke, 2006). Bunu çocukla oyuna çevirmek mümkün: sürpriz bir renk sorusu, yarım bırakılmış bir sayma. Siz one, two diye başlayıp bekleyebilir, çocuk devam ederse sevinebilir, devam etmezse siz tamamlayabilirsiniz.
Burada ton önemlidir. Soru bir sınav gibi değil, bir bulmaca gibi gelmelidir. Çocuk bilemediğinde yanlış cevabı düzeltmek yerine doğru kelimeyi doğal bir cümle içinde yeniden söylemek, hem akışı korur hem de çocuğun kendini yetersiz hissetmesini önler.
| Anlar | Renk oyunu | Sayı oyunu |
|---|---|---|
| Kahvaltı | Tabaktaki yiyeceklerin renklerini söylemek | Dilim ekmek ya da zeytin saymak |
| Yürüyüş | Yaprak ve çiçek renklerini bulmak | Basamak ya da ağaç saymak |
| Oyun saati | Bloklardan renk kuleleri yapmak | Blokları birlikte saymak |
| Hazırlanma | Giysi renklerini seçmek | Çorap çiftlerini saymak |
| Akşam | Boya kalemlerini renklerine göre dizmek | Kalem sayısını söylemek |
Baskı ve ödül yerine merak
Ödül ve baskı odaklı dışsal motivasyonun, zamanla içsel motivasyonu zayıflatabildiğini gösteren bir araştırma derlemesi vardır (Deci ve ark., 1999). Bu, renk ve sayı oyunlarında yıldız, puan ya da ödül sistemleri kurmak yerine, oyunun kendi tadına güvenmenin makul olabileceğini düşündürüyor. Çocuk bir kelimeyi söylediğinde alkış ya da hediye beklemeden, sadece sohbetin doğal bir parçası olarak karşılık bulması yeterli olabilir.
Bazı günler çocuk hiç ilgi göstermeyebilir. Bu da normaldir. İlgi geri döndüğünde, kaldığınız yerden değil, çocuğun o günkü isteğine göre devam etmek çoğu zaman daha rahat işler.
Ekran ve gerçek hayat dengesi
Renk ve sayı oyunları ekransız da yürütülebilir; bu yazıdaki fikirlerin neredeyse tamamı ekran gerektirmiyor. Ekranlı araçlar kullanılacaksa, küçük çocuklarda ekran süresi konusunda Dünya Sağlık Örgütü 5 yaş altı için süre önerileri yayımlamıştır (WHO, 2019). Amerikan Pediatri Akademisi de küçük çocuklarda ekran kullanımında birlikte izlemeyi öne çıkarır (AAP, 2016). Yani ekran bir araç olarak kullanılacaksa, ebeveynin yanında olması ve sohbeti sürdürmesi önerilen bir tutumdur.
Gerçek nesnelerle yapılan oyun ise çocuğa dokunma, taşıma, dizme gibi ek fırsatlar sunar. İki yaklaşımı birbirinin rakibi gibi görmek gerekmez; çoğu ailede biri diğerini tamamlar.
Ne zaman başlamak, ne kadar sürmek
İkinci dil dilbilgisinde anadile yakın yetkinliğe ulaşma olasılığının erken başlayanlarda daha yüksek olduğunu gösteren bir çalışma var (Hartshorne ve ark., 2018). Ancak aynı bulgu, geç başlayanın öğrenemeyeceği anlamına gelmez. Bu, renk ve sayı oyunlarına erken başlamayı bir yarışa çevirmek yerine, ilgi ve fırsat uygun olduğunda başlamayı mümkün kılan bir bakış açısı sunuyor.
Bir ebeveyn olarak amaç çocuğun yaşından önce bir şeyleri başarması değil; İngilizceyle sevecen ve rahat bir ilk temas kurmasıdır. Renkler ve sayılar bunun için hafif ve yaygın bir alan sağlar.
Sık sorulan sorular
Çocuğum renkleri Türkçe bile karıştırıyorsa İngilizce renk öğretmek erken mi?
Renkleri karıştırmak bu yaşlarda yaygındır ve İngilizce kelimelerden bağımsız olarak zamanla oturur. İngilizce renk adlarını duymak bunu zorlaştırmak zorunda değildir; oyunu hafif tutmak ve çocuğu düzeltmemek çoğu zaman yeterlidir. İlgi göstermediği günlerde ara vermek de bir seçenektir.
Bir günde kaç yeni renk ya da sayı tanıtmak uygun olur?
Küçük çocuklarda çalışma belleğinin sınırlı olduğu bilindiği için az sayıda yeni kelime daha rahat görünüyor. Bir hafta boyunca iki ya da üç renk veya sayıyla oynayıp sonra yavaşça yenisini eklemek bir yoldur. Kesin bir sayı yok; çocuğun ilgisi rehber olabilir.
Çocuğum yanlış söylediğinde düzeltmeli miyim?
Doğrudan düzeltmek yerine, doğru kelimeyi doğal bir cümle içinde yeniden söylemek çocuğu rahatsız etmeden bilgiyi sunar. MEB'in iletişim odaklı, düzeltmeyen yaklaşımı da bu tonla uyumludur. Çocuk kendini ifade etmeye devam ettikçe doğruluk zamanla yerleşir.