Papağanca

Evde Malzemesiz İngilizce Oyunlar: Okul Öncesi Rehberi

Okul öncesi çocuklarla evde, hiçbir malzeme gerekmeden oynanabilecek İngilizce oyunları ve bunların neden işe yaradığını sakin bir dille anlatıyoruz.

~5 dk okuma7 bölüm

Okul öncesi dönemde bir çocuğa yeni bir dili tanıtmanın yolu çoğu zaman ders havasından uzaktır. Boyama kitabı, kart destesi ya da özel bir köşe kurmadan da, evin içinde, mutfakta ya da halının üstünde oynanabilecek pek çok oyun vardır. Bu yazıda yalnızca sesinizi, bedeninizi ve hayal gücünüzü kullanarak oynanan İngilizce oyunları ve bunların arkasındaki mantığı ele alıyoruz.

Amaç çocuğa sınav yapmak ya da kelime listesi ezberletmek değil. Amaç, İngilizcenin ona tanıdık, güvenli ve eğlenceli bir ses olarak gelmesi. Aşağıdaki oyunların hiçbiri hazırlık gerektirmez, hiçbiri ekran istemez ve hepsi birkaç dakikada başlayıp birkaç dakikada bitebilir.

Neden malzemesiz oyun?

Malzeme, ebeveyn için çoğu zaman bir engel gibi durur. Kartları hazırlamak, oyuncakları toplamak, bir etkinlik planlamak yorucu olabilir ve çoğu ev için gündelik hayatın içinde sürdürmesi güçtür. Malzemesiz oyunlar ise günün her anına sığar: sofra hazırlanırken, yola çıkmadan önce ya da uyku öncesinde.

Küçük çocukların çalışma belleği sınırlıdır ve bu kapasite yaşla birlikte yavaş yavaş büyür. Araştırmalar, bir seferde işlenebilen yeni bilgi miktarının okul öncesi yaşlarda az olduğunu gösteriyor. Bu yüzden bir oyunda tek seferde yalnızca birkaç yeni kelime ile ilerlemek, çocuğun yükünü hafifletir ve oyunu keyifli tutar.

Çocuklar ve ebeveyn evde hayvan taklidi yaparak oynuyor
Hayvan taklitleri hem eğlenceli hem de kelime öğretici

Başlangıç için beş basit oyun

Aşağıdaki oyunlar farklı beceriler için düşünüldü: dinleme, tekrar, hareket ve eşleştirme. Hepsi için gerekli olan tek şey birkaç dakika ve rahat bir ruh hali.

  • Simon Says benzeri hareket oyunu: Siz 'Touch your nose', 'Clap your hands', 'Jump' gibi kısa komutlar verirsiniz, çocuk yapar. Bir süre sonra roller değişir ve çocuk komut verir.
  • Hayvan taklidi: 'Be a cat', 'Be a bird', 'Be a fish' diyerek çocukla birlikte hayvanı canlandırırsınız. Ses ve hareket kelimeyi akılda tutmaya yardımcı olur.
  • Parmakla sayma: Bir elin parmaklarını açıp kapatarak 'One, two, three' diye sayarsınız. Çocuk parmaklarını gösterir ve sizi tekrar eder.
  • Renk avı: 'Find something red' dediğinizde çocuk evde kırmızı bir şey bulup size gösterir. Siz 'Red!' diye onaylarsınız.
  • Fısıltı oyunu: Bir kelimeyi kulağına fısıldarsınız, çocuk o kelimeyi gerçek bir sesle yüksek söyler. Ardından sıra değişir.

Bu oyunların hepsinde çocuğun hata yapması doğaldır. Yanlış telaffuz ya da karışan bir kelime karşısında düzeltmeye girişmek yerine, doğru hâlini bir kez gülümseyerek tekrar etmek yeterlidir. Türkiye'deki okul İngilizcesi programı da iletişim odaklı, düzeltmeyen bir yaklaşım benimser ve bu tutum okul öncesi için de uygundur.

Tekrarı oyuna dönüştürmek

Bir kelimeyi tek oturumda yirmi kez söylemek yerine, aynı kelimeyi birkaç gün boyunca küçük aralıklarla yeniden görmek, hatırlama açısından daha verimlidir. Araştırmalar, aynı süreyi günlere yayarak kullanmanın, tek seferde yığmaya göre kalıcılığı artırdığını ortaya koyuyor. Bu etki okul öncesi çocuklarda da gözlenmiş.

Pratikte bu, dünkü oyunun bir parçasını bugün küçük bir sürpriz gibi geri getirmek anlamına gelir. Örneğin dün oynadığınız 'Be a cat' oyununa bugün başka bir hayvanı eklersiniz, ardından yarın ikisini birleştirirsiniz. Böylece tekrar fark edilmeden, oyunun doğal bir parçası olarak gelir.

Hatırlamaya çalışmak da kalıcılığa katkı sağlar. Bir kelimeyi yeniden göstermek ya da söylemek yerine, 'What was the animal?' diye sormak çocuğun belleği harekete geçirir. Araştırmalar, bilgiyi yeniden okumaya göre hatırlamaya çalışmanın daha kalıcı sonuç verdiğini gösteriyor. Elbette bunu sınav gibi değil, bir tahmin oyunu gibi sunmak gerekir.

Baba ve kızı yemek masasında parmaklarıyla sayı oyunu oynuyor
Günlük anlar küçük bir oyuna dönüşebilir

Günlük anlara serpiştirilen küçük dokunuşlar

Oyun, yalnızca 'oyun saati'nde olmak zorunda değil. Günün içinde zaten yaşanan anlar, kısa İngilizce dokunuşlara dönüşebilir. Sofrada 'Water, please', yola çıkarken 'Shoes on', uyku öncesi 'Good night' gibi tek cümlelik alışkanlıklar, çocuğa dilin gerçek hayatta kullanıldığını hissettirir.

Gün anıBasit İngilizce dokunuş
Sabah uyanıncaGood morning, wake up
Sofra hazırlarkenSpoon, fork, water
Dışarı çıkarkenShoes, coat, let's go
BanyodaWash your hands, soap
Uyku öncesiGood night, sleep tight

Bu cümleleri her gün aynı sırayla kullanmak çocuğa güven verir. Zamanla çocuk bu cümlelerin bir kısmını sizden önce söylemeye başlayabilir. Bu bir sınav değil; yalnızca dilin evin ritmine yavaşça yerleşmesidir.

Ödül ve baskıdan uzak durmak

Çocuk bir kelimeyi doğru söylediğinde ödül vermek, pekiştirme gibi görünse de her zaman beklenen etkiyi yaratmaz. Motivasyon üzerine yapılan geniş bir derleme, ödül ve baskıya dayalı dışsal motivasyonun, kimi koşullarda çocuğun içsel merakını zayıflatabildiğini ortaya koyuyor. Başka bir deyişle, oyunun kendisi keyifliyse çocuk zaten devam etmek ister.

Bu nedenle sticker, puan ya da küçük hediyeler yerine, oyunun kendisini ödül olarak görmek daha dengelidir. Çocuk yorulduğunda ya da sıkıldığında oyunu bırakmak, bir sonraki gün yeniden denemek çoğu zaman en doğru yoldur.

Erken başlamak ve geç kalma kaygısı

Ebeveynlerin sıkça sorduğu bir soru, ne zaman başlamak gerektiği. Araştırmalar, ikinci dilin dilbilgisinde anadile yakın yetkinliğe ulaşma olasılığının erken başlayanlarda daha yüksek olduğunu gösteriyor. Bununla birlikte bu bulgu, daha geç başlayan bir çocuğun öğrenemeyeceği anlamına gelmiyor; yalnızca erken başlamanın bir avantaj olabileceğini söylüyor.

Okul öncesi bir çocuğa İngilizce tanıştırmak, bu nedenle bir yarışın parçası değil; dilin sesine, ritmine ve oyuna alışmanın nazik bir yolu olarak düşünülebilir. Türkiye'de okul İngilizcesi ikinci sınıfta başlıyor; evdeki erken oyunlar bu sürece bir hazırlık olabilir ama zorunlu bir ön koşul değildir.

Ekransız oyunun yeri

Dünya Sağlık Örgütü, beş yaş altı çocuklar için ekran süresine dair önerilerde bulunuyor. Amerikan Pediatri Akademisi de küçük çocuklarda ekran kullanımının sınırlı olması ve mümkün olduğunda yetişkinle birlikte yapılması gerektiğini vurguluyor. Malzemesiz, ekransız oyunlar bu çerçevede doğal bir seçenek: çocuk sizinle gerçek bir göz teması içinde dil duyar, hareket eder ve gülümser.

Bu, ekranın hiç yeri olmadığı anlamına gelmez. Yalnızca ekransız oyunların da İngilizce tanışmada eşit derecede değerli bir yol olduğunu hatırlatır. Seçim, ailenin günlük akışına göre yapılır.

Sık sorulan sorular

Okul öncesi çocuğa günde kaç dakika İngilizce oyun yeterli olur?

Kesin bir süre yok; küçük çocuklarda dikkat süresi kısa olduğu için birkaç dakikalık oyunlar çoğu zaman yeterli. Çocuk keyif alıyorsa uzayabilir, sıkılıyorsa yarın yeniden denenebilir. Önemli olan sıklık ve rahatlık.

Kendi İngilizcem iyi değilse bu oyunlara başlayabilir miyim?

Evet. Oyunlar basit kelimelerden oluşuyor ve mükemmel telaffuz gerektirmiyor. Çocukla birlikte öğrenmek de oyunun bir parçası olabilir. Emin olmadığınız kelimeleri atlamak ya da birlikte öğrenmek de uygundur.

Çocuğum İngilizce kelimeleri Türkçeyle karıştırıyorsa endişelenmeli miyim?

Karıştırma, iki dil arasında geçiş yapan çocuklarda sık görülen, doğal bir durumdur. Düzeltmeye girişmeden doğru hâlini bir kez tekrar etmek yeterlidir. Zamanla çocuk iki dili birbirinden ayırmayı kendiliğinden öğrenir.

Kaynaklar

  1. Gathercole, S. E., Pickering, S. J., Ambridge, B., & Wearing, H. (2004). Developmental Psychology, 40(2), 177-190.
  2. Cepeda, N. J., Pashler, H., Vul, E., Wixted, J. T., & Rohrer, D. (2006). Psychological Bulletin, 132(3), 354-380.
  3. Vlach, H. A., & Sandhofer, C. M. (2012). Child Development, 83(4), 1137-1144.
  4. Roediger, H. L., & Karpicke, J. D. (2006). Psychological Science, 17(3), 249-255.
  5. Deci, E. L., Koestner, R., & Ryan, R. M. (1999). Psychological Bulletin, 125(6), 627-668.